35. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası

featured

Ülkesine faydalı olmak, ailesini geçindirmek ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayarak müreffeh bir hayat yaşamak için üreten insanımız ömrünün büyük bir kısmını çalışma hayatının içinde geçirmektedir. İşveren ya da çalışan rolü ile içinde bulunduğumuz çalışma hayatı, her iş ve işletme için farklı çalışma şartları, buna bağlı olarak çeşitli tehlikeleri beraberinde getirmektedir. İşyerlerimiz bir taraftan kazanç kaynağımız olurken diğer taraftan çalışanların huzur, güven ve sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Çalışanlar, sağlık bozuklukları, meslek hastalıkları, geçici ve kalıcı iş göremezlik hallerinden mağdur olmakta ve hatta hayatlarını kaybetmektedir. İnsanı merkezine alan iş sağlığı ve güvenliği, bu olumsuzlukları önlemeye yönelik çalışmalar yapmakta; çalışanların işleriyle ilgili konularda bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hallerinin en üstün düzeyde tutulması, sürdürülmesi ve geliştirilmesini gaye edinmektedir.
Gelişen teknolojik imkânlar nitelik ve nicelik yönünde büyük gelişmelerle birlikte yeni üretim yöntemlerini de beraberinde getirmekte ve çalışma hayatı her geçen gün yeni riskler ve yeni çözümler ile sürekli bir iyileşme ve gelişmenin içerisinde hızla dönüşmektedir. Devletimiz bu gelişmeleri göz önüne alarak mevzuat düzenlemeleri yapmaktadır. Düzenlemelerin insan hayatına dokunabilmesi için ise özellikle işverenlere büyük görev düşmektedir; işverenler, değişen şartlara üretim süreçlerini adapte ettiği gibi çalışanlarının sağlığı ve güvenliği için de çalışmalar yaparak riskleri en aza indirmelidir.
Tüm dünyanın teyakkuza geçtiği pandemi sürecinde 16 ayda yaklaşık üç milyon kişinin hayatını kaybettiğini bilmekteyiz. Bununla birlikte, iş sağlığı ve güvenliği alanında gerekli tedbirlerin alınmaması nedeni ile her yıl iki milyon yedi yüz seksen binden fazla kişi meslek hastalığı ve iş kazası neticesinde hayatını kaybetmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar ise göstermektedir ki gerekli tedbirler alındığında,  iş kazalarının %98 ve meslek hastalıklarının %100’ü önlenebilirdir. Bu hedefe ulaşabilmek için tüm tarafların gönül birliği ile güvenlik kültürünün gelişmesine sahip çıkması zaruridir.
Tüm tarafların ortaya koyduğu işbirliği ve özverili çalışmaların sonucunda geçtiğimiz 10 yıl içerisinde ölümlü iş kazalarında göstermiş olduğumuz gözle görülür iyileşme bir yönüyle geleceğe dair umut olmakla birlikte kat edilebilecek çok daha fazla yolun mümkün olması açısından sorumluluk duygumuzu en üst seviyeye çıkarmıştır.
İşverenlerimizin üzerine düşen görev çalışanlarını bilgilendirmek ve onların çalışacağı ortamın güvenliğini sağlayacak tedbirleri almak iken çalışanların görevi kendisine anlatılan tedbirlere uyarak hem kendilerinin hem de iş arkadaşlarının hayatlarını riske atmamaktır. İşyerlerinde rehberlik hizmeti vermek üzere görevlendirilen iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri de bir taraftan işverenlerin alması gereken tedbirler hakkında çözüm önerileri getirmekte diğer taraftan da çalışanların sağlık ve güvenlik tedbirlerine ilişkin eğitimlerini vererek güvenli bir çalışma hayatının tesis edilmesinde aktif görev almaktadır.
Kamu ve özel sektör ayırt etmeksizin, çalışma şartları ne kadar zorlu olursa olsun; güvenli çalışma konusunda çalışanlara eğitim verilmesi, güvenli iş ekipmanı kullanımı, çalışma ortamında bulunan her türlü maddenin insan sağlığına uygunluğunun izlenmesi ve kurallara uygun hareket edilmesi iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçmek için olmazsa olmazdır. Burada işverenlerin çalışma şartlarını uygun hale getirmek, hiçbir gerekçe ile insan sağlığını ve güvenliğini ikinci plana atmamak; çalışanlara ise kurallara uymak, çalışma arkadaşlarını riske atmamak gibi görevler düşmektedir.
İnsan hayatının kıymetini bilmenin bir göstergesi de şüphesiz sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının tesis edilmesidir. Bu ise yalnız teknik tedbirlerin yerine getirilmesi ile değil, toplumun tüm kesimlerinin güvenlik kültürüne sahip bireyler olarak davranış değişikliğine gitmesi ile mümkün olacaktır. Bu zaviyeden iş sağlığı ve güvenliği, teknik içeriğe sahip olduğu kadar sosyal içeriği ile de çok bileşenli bir bilimsel alandır.
Üniversitelerimizde yürütülen araştırma çalışmalarının ve öğretim görevlilerimizin, insan hayatına ve sağlığına verdiği kıymet ve bilimsel nitelikte sağladığı olumlu etki ortadadır. Bununla birlikte, bir kültür olan kendi ve muhatabının iyilik hali için özen gösterme hassasiyeti ancak toplumsal bir dayanışma ile mümkün olacaktır. Üniversitelerimizin akademik kadrosu ve öğrencilerimiz, yapacağı bilimsel faaliyetlerle iş sağlığı ve güvenliği alanında hayata geçirilebilecek teknik tedbirler noktasında önümüzü aydınlatacağı gibi çalışma hayatında sahip olacağı kritik roller ile de güvenlik kültürünün her işyerinde benimsenmesine büyük katkı sağlayacaktır.
“İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın” anlayışı ile “Güvenle Büyü Türkiye” hedefimize ulaşmak ve iş kazası ve meslek hastalıklarının önüne geçerek can ve mal kayıplarımızı en aza indirebilmek, ekonomik refah düzeyimizi sürdürülebilir şekilde yükseltebilmek adına 4 Mayıs 2021 saat 13:00’da başlayacak ve 6 Mayıs 2021 tarihine kadar çevrimiçi devam edecek 35. İSG Haftası (35. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası-Pandemi Sürecinde İSG’de Etkin İşbirliği) çevrimiçi etkinliğimize tüm kadronuzu davet eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Etkinlik Kayıt ve Erişim Bağlantısı: https://isghaftasi.ailevecalisma.gov.tr
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
35. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Türkiye Yükseköğretim Kurumları Güncel Bilgi Platformu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
%d blogcu bunu beğendi: